|
A-Giriş
B-Önemli
Günler
Bir kenti tanıtmaya
onun tarihi özellikleri ile başlanabilir ya da coğrafi ve idari konumu
ilk planda ele alınabilir. Fakat Antalya gibi çok yönlü özelliklere
sahip bir kenti tanıtmaya nereden başlanması gerektiğine karar vermek
pek de kolay değildir. Doğaya mavi ve yeşil ile bunların ara tonları
egemendir. Kent Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde, denizden
39 m yükseklikteki falezler üzerine kuruludur. Deniz kıyısı ile
yükseklikleri 3086 metreye ulaşan Toros Dağları arasında farklı
büyüklükteki ovalar, Antalya ve çevresinin ilk göze çarpan
görüntüleridir. Kara ile deniz kilometrelerce uzanan plajlarla ya da
sarp kayalıklarla birbirine kavuşur. Toros Dağları arasında kendine özgü
uçurumlar ve özellikle kıyıya yakın kesimlerde mağaralar kente ayrı bir
özellik katar. Torosların güneyindeki kaynaklardan çıkan çok sayıda
akarsu ovalara bereket katarak Akdeniz’e ulaşır. Doğal bitki örtüsü çok
zengin olup kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki örtüsü görülebilir.
Yılın 300 günü boyunca güneş alır. Uygun iklim koşulları yılın büyük
bölümünde temiz, mavi, ılık Akdeniz sularına girmeye olanak sağlar.
1980’li yıllardan
itibaren çok hızlı gelişme sürecine giren Antalya’da hızlı ve düzenli
bir yapılaşmaya gidilmiştir. Kent merkezinde modern alışveriş
merkezleri, büyük bulvarlar, Karaoğlan Parkı, Akdeniz Gençlik
Kültür-Sanat Parkı, adeta bir botanik bahçesi görünümündeki Hasan Subaşı
Kültür Parkı kente büyük bir canlılık katar.
Antalya ekonomik
yapısı bakımından da Türkiye’nin önemli kentlerinden biridir. Ekonomisi
içinde tarım, turizm, ticaret ve sanayi en önemli unsurlardır. Son
derece verimli topraklara sahip olan Antalya her türlü sebze ve meyve
üretiminde Türkiye’nin merkezi durumundadır.
Deniz, nehir ve kara sporlarının her
türüne elverişli olan Antalya sahip olduğu bu kültürel, sosyal ve doğal
değerlerinin yanı sıra yapılan büyük yatırımlarla ülkemizin en önemli
turizm merkezi haline gelmiştir. İl, 630 kilometrelik sahil bandının
yanında, binlerce yıllık geçmişe ait medeniyetin izlerini taşır. Sahip
olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk Rivierası” adını
almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğa Antalya’da bir uyum içinde
bütünleşmiştir. Antalya’yı 6 Mart 1930 tarihinde ziyaret eden Atatürk,
hayranlığını
“ Hiç şüphesiz ki burası
dünyanın en güzel yeridir. ” sözleri ile ifade etmiştir.
Kongre
turizmi, kış turizmi, trekking, rafting, safari, yayla turizmi, av
turizmi gibi alternatif turizm etkinliklerine imkan sağlayan , yaz ve
kış sporlarının aynı zaman dilimi içinde yapılabileceği, dünyanın ender
yerlerinden birisidir. Turizmin çeşitlendirilmesi ve 12 aya
yaygınlaştırılması için uygun iklim ve konuma sahiptir. Bu potansiyeli
ile Antalya, Türk turizminin lokomotifidir.
Sadece Türkiye’nin değil
dünyanın gözdesidir.
Kaynak:Deniz GÜZEL |